Bilim Adamları'nın Ateist Agnostik Olduğu Algısı

Fakat durumu biraz irdelediğimizde bu hiç de böyle değildir.

İlk olarak; 2008 yılında Seed dergisi 4 büyük ülkede, bir araştırma yapmış ve bilim insanlarına dine bakışını sormuştur. Sonuçlar şöyledir:

ABD:

Ateist/Agnostik 17%

Az inançlı 6%

İnançlı     53%

Dindar     24%

İngiltere:

Ateist/Agnostik 44%

Az inançlı 10%

İnançlı 35%

Dindar 11%

Fransa:

Ateist/Agnostik 50%

Az inançlı 6%

İnançlı 39%

Dindar 5%

Almanya:

Ateist/Agnostik 40%

Az inançlı 24%

İnançlı 32%

Dindar 4%

Sonuçlarda da görüldüğü gibi ateist bilim adamları %50 nin bile altında kalıyor.

Bu sonuçların ardından günümüz Batılı bazı bilim adamları İnanç ve Yaratıcı hakkında neler söylüyor onlara bir bakalım:

Prof. Ulrich J. Becker

(MIT’de Fizik Profesörlüğü, ilgi alanı, yüksek enerjili parçacık fiziğidir.)

Bir Yaratıcı olmadan benim var olmam nasıl mümkün olabilir ki? Bu soruya verilen ikna edici bir yanıttan haberdar değilim.

 

Prof. John Erik Fornaes

(Princeton Üni.’de Matematik Profesörlüğü)

Ben Yaratıcının varolduğuna ve Onun evrene bütün seviyelerini, temel parçacıklardan canlı varlıklara, galaksi kümelerine kadar kapsayacak bir yapı kazandırdığına inanıyorum.

 

Prof. Robert Jostrow

(Darmouth Üni. Yeryüzü Bilimleri Profesörü. Nükleer ve atmosferik fizik çalışmaları. Goddard Uzay Çalışmaları Ens. Başkanlığı.)

Hiç kimse hayatın, basit bir bakterinin bile, bir molekül karışımından evrimleşebileceğini açıkça ortaya koyamamıştır…

 

Prof. Henry Margenau

(Yale Üni. Fizik ve Doğa Felsefesi Profesörü. Birçok bilimsel derginin editörü.)

Şuna hiç şüphe yok ki, doğa kanunları tesadüfler ya da kazalar sonucu ortaya çıkmış olamaz. O halde doğanın sayısız yasalarının ortaya çıkışına dair sorulacak cevap ne olmalıdır? Doğa kanunlarının evrensel geçerliliğine uygun olan tek bir cevap biliyorum: Doğa kanunları Yaratıcı tarafından yaratılmıştır.

 

Prof. Robert A. Naumann

(Princeton Üni. Fizik ve Kimya Profesörlüğü. Alexander von Humboldt Stiftung Senior ABD Bilim Adamı Ödülü.)

…Şu anda kozmoloji, temel parçacık fiziği ve mikrobiyolojinin ortaya çıkan çok açık bir metafiziksel içerik barındırdığını kabul ediyorum. …evrenin mevcudiyeti, Yaratıcının varolduğu sonucuna ulaşmamı gerektiriyor.

 

Dr. Arno Penzias

(AT&T Bell Laboratuarları Araştırma Merkezi Başkanlığı. 1978 Nobel Fizik Ödülü.)

Astronomi bizi benzersiz bir olaya ulaştırır; hiçlikten yaratılmış olan hayatın oluşabilmesi için sağlanması gereken koşullara uygun, hassas bir dengeye ve kendisine temel oluşturan bir plana sahip olan bir evren.

 

Prof. Wolfgang Smith

(MIT ve California Üni.’de Profesörlük. Columbia Üni. Matematik Doktorası.)

“Ben Darwinizm’e karşı çıkıyorum ya da şöyle söyleyeyim, varsayılan makro evrimsel sıçrayışların ardında yatan mekanizma ya da harekete geçirici sebep her ne olarak görülürse görülsün bu tip dönüşümcü hipotezlere karşı çıkıyorum. Dahası ben Darwinizm’i bilimsel bir teori olarak değil, daha çok bilimsel bir kamuflaja sokulmuş sahte-metafiziksel bir hipotez olarak görüyorum. Yaratıcının varlığından ya da Yaratıcının gerçekliğinden daha açık olan bir şey daha olmadığını düşünüyorum.

 

Prof. Walter Thirring

(Viyana Üni. Teorik Fizik Ens. Yöneticisi)

Bence, hayatlarını Harmonia Mundi’yi (dünyadaki ahenk) keşfetmeye adayan bilim adamlarının onun içindeki ilahi niyeti görmemeleri mümkün değildir.

 

Prof. Shoichi Yoshikawa

(Princeton Üni. Astrofizik bölümünde profesörlük. MIT’de Nükleer Mühendislik Doktorası.)

Ben evreni ve hayatı Yaratıcının ortaya çıkardığına inanıyorum. Homo sapiens de, fizik yasaları da Allah tarafından yaratıldı.

 

Dr. R. Merle D’aubigne

(Paris. Üni. Ortopedi Bölüm Başkanı. Croix de Guerre Şeref Nişanı.)

Laboratuar ortamında yeniden sağlanmadığı sürece, proteinlerin aynı anda, oksijenle sürekli temas halinde kalarak kendini korumak ve üremek zorunda olan bir organizma meydana getirdikleri bir fiziksel ya da kimyasal durumun yaşandığına ikna olmam mümkün değil. Kişisel olarak ben, yaşam koşullarındaki değişikliklere bağlı olarak gerçekleşen mutasyonun beynin, ciğerlerin, kalbin, böbreklerin hatta eklem ve kasların karmaşık ve rasyonel düzenini açıklayabileceği fikrini tatmin edici bulmuyorum. Akıl sahibi ya da düzenleyici bir güç olduğu fikrinden nasıl kaçınılabilir ki?

 

Sir john Eccles

(Nörofizyolog, Doktor. Oxford Üni. Tabii Bilimler Doktorası. 1973 Nobel Tıp Ödülü.)

Eğer her şeyde bir amaç ve tasarımın hakim olduğuna inanmazsanız o zaman her şeyin sadece şans ve gereklilikten ibaret olduğunu öne sürebilirsiniz. Ama varoluşunuzu açıklamak için şans ve gerekliliğe bağlı kalmak aptalca bir şeydir. Bütün hayat ve elbette bütün insanlar kusursuz bir yaratılış planının parçasıdırlar.”

 

Prof. Jay Roth

(Storrs Connectuit Üni. Hücresel ve Moleküler Biyoloji Profesörlüğü. Purdue Üni. Organik Kimya Doktorası.)

Yaşadığımız evrenin fiziki doğası hakkında söylenecek çok fazla şey var; hayatın desteklenmesi için her şeye hakim olan o kesin denge… evrenin fiziksel özellikleri beni, oyumu bütün bunları planlayan bir varlık ya da Yaratıcı’dan yana kullanmaya sevk ediyor. Sadece tek bir proteinin, örneğin glikojen fosforilizin fazlasıyla kompleks yapısı bile insanın kafasını karıştırmaya yetiyor. Protein sentezi, DNA replikasyonu ve onarımı ve aynı oranda karmaşık olan daha yüzlerce süreç göz önüne alındığında insan ancak huşu olarak tanımlanabilecek bir hisle baş başa kalır.

 

Prof. Janos Szentagothai

(Budapeşte Semmelweis Tıp Fak. Anatomi Profesörlüğü. Macaristan Bilimler Akademisi Başkanlığı)

…Evrenin başlangıcına dair edinilen bilgilerin hiçbir zaman–bu yolda ne kadar yol kat edilirse edilsin- ilk başta etkin olan Yaratıcı bir gücün varlığını olumsuzlaştırmaya yetmeyeceğini düşünüyorum. …Yaratıcının varlığına … tamamen ikna olmuş durumdayım.

 

Tarihe isimlerini kazımış olan yüzlerce  bilim adamlarından:

Isaac Newton (1642-1727)

Tüm zamanların en büyük bilim adamı olarak kabul edilen Newton, hem matemati hem de fizikçiydi.

"Yaratılış tek bilimsel açıklamadır" düşüncesini savunmuştur. Newton, mekanik evrenin kendi deyimiyle "bu hiç durmaksızın çalışan dev saatin" ancak güçlü ve üstün akıl sahibi bir Yaratıcı'nın eseri olabileceği gerçeğine inanıyordu.

 

Galileo Galilei (1564-1642)

Galileo Galilei, teleskop kullanarak gökyüzüne bakan ilk kişidir. Galilei, hem Dünya'nın yuvarlak olduğunu söylemiş, hem de Ay'daki karanlık bölge, kraterler ve tepeleri ilk ortaya çıkaran kişi olmuştur. Bilime yaptığı bu büyük hizmetlerle tarihte önemli bir yeri olan Galilei, duyuların, konuşma yeteneğinin ve zekanın insanlara Yaratıcı tarafından verildiğine ve bunların en iyi şekilde kullanılması gerektiğine inanıyordu. Doğanın bir Yaratıcı tarafından tasarlandığının her haliyle açık olduğunu savunuyordu. "Tabiat hiç şüphesiz Yaratıcınıın hiç vazgeçemeyeceğimiz, okunması gereken diğer bir kitabıdır.

 

Johannes Kepler (1571-1630)

Astronomi biliminin kurucusu olan Kepler, gezegenlerin hareketlerini, güneş sisteminin uzaklığını hesaplamış ve yıldız hareketlerinin haritasını gösteren ilk astronomik takvimi yayınlamış büyük bir bilim adamıdır

Neden bilim ile uğraştığını soranlara Kepler'in cevabı; "Yaratıcı'nın eserlerindeki lezzeti tatmak için" olmuştur.

 

Blaise Pascal (1623-1662)

Eski Yunan'dan sonra geometride en büyük ilerlemeyi sağlayan ünlü bilim adamı Pascal, çok küçük yaşlarda bile birçok keşfin sahibi, çok başarılı bir bilim adamıdır. Matematik alanındaki pek çok çalışma ve buluşunun yanında Pascal, fizik alanında da önemli keşifler yapmıştır

 

Pascal sözlerinde Yaratıcının, matematikten elementlerin düzenine kadar herşeyin Yaratıcısı olduğunu söyleyerek, Onun sonsuz gücünü ifade etmiştir. 

 

Son olarak bilimin babası olarak bilinen Albert Einstein (1879- 1955) din ve bilim adına sarfettiği güzel ve anlamlı bir sözle konuyu şimdilik bitiriyorum. Zira bütün inançlı bilim insanlarını buraya yazacak olsak onlarca hatta bir kitap dolusu güzel söz ve güzel insan buluruz.

 

DİNSİZ BİLİM KÖR, BİLİMSİZ DİN TOPALDIR….

observer 
@bilim_man